Absürt Hisler Konağı II

Yaşlı teyzenin karşıdaki odaya girip gözden kaybolması üzerinden birkaç dakika geçmişti. Bense bayrak direği gibi hala yerimdeydim. Bir süre daha da kıpırdayacak enerjiyi bulabileceğimi sanmıyordum. Üstelik elime bakacak cesaret de yoktu. Elimde bir kâğıt olduğunu fark ediyordum ben sıktıkça çıkarttığı buruşma sesinden. İçeriğinin nasıl olduğunu biraz merak ediyor, biraz da göreceklerimden korkuyordum. Tıpkı çaresiz bir aşığın ilan-ı aşkına maşukunun verdiği cevap gibiydi elimdeki kâğıt. En sonunda korku ağır bastı ve kâğıdı cebime attım.

Hareketsizlik büyüsünü yenmiştim böylece. Az öncekine benzer başka bir tecrübe yaşamak istemediğimden adım gibi emin olduğumdan doğruca kapıya koştum. Kapının kolunu çevirmeye yeltendim ama nafile kapının kolu birazcık bile oynamıyor paslanmış bir kale kapısının paslanmış kulpu gibi müzelik bir şekilde duruyordu. Çaresiz olarak yapabileceğim tek şeyi yaptım. Kâğıdı çıkarttım ve olanları anlamam için yardımcı olabilecek tek ipucuna dikkatlice baktım.

Bir kez daha hayal kırıklığına uğramıştım. Elimdeki kâğıt hiç anlamadığım bir dil de değil alfabe ile yazılmıştı. Sıkıntı ile başımı kaldırdım ve etrafıma bakındım. Hiçbir değişiklik yoktu. Bu kadar garip olaydan sonra bunu beklerdim doğrusu. Ne yapacağımı şaşırmış bir şekilde tekrar kâğıda baktım belki uğraşırsam bir şey çıkarırım diye. O da ne kâğıtta yazanlar türkçe olmuştu.

Hatırladığım kadarıyla şöyle yazıyordu

Yalnızlık odasını geçmeyi başarmış, kendini gariban addeden sayın yolcu; Sakın kendini talihsiz biri olarak görme. Burada yaşayacakların seni dünyadaki sayılı insanlardan biri yapacaktır. Sana duygularını yönetme imkanı tanıyacaktır. Hatta üst kata çıkarsan hayal edemeyeceğin bir seviyeye ulaşacaksın. Nasıl olacağını sana anlatamam yaşayarak öğreneceksin bunları.

Eminim ki dahaa kağıda bakmadan kapıyı açıp kaçmayı denedin, ya da bu kağıdı okur okumaz yazanları düşünmeden kaçmayı deneyeceksin. Boşuna deneme! Şu anda kapı senin ilminin yetişmeyeceği şekillerde üst üste kilitlenmiştir. Ancak sen bu kattaki odaların hepsine girip  başarıyla çıktığında açılacaktır.

Yazı burada bitmiyordu ancak devamı o anlamadığım alfabe ile devam ediyordu. Daha önceki tecrübemden olacak tekrar tekrar kâğıda bakıyordum, kâğıdı katlayıp açıyordum. Hatta bir ara açıl susam açıl bile dedim yanlış hatırlamıyorsam. Hiçbir şey olmadı, çabalarım meyvesiz kalmıştı. Az önce sihirli bir şekilde değişen kâğıt, şu an sadece üzerinde yazılar bulunan buruşuk eski bir kâğıttı. Aklıma yapacak başka bir şey gelmediğinden(ki gelse onu yapardım) ikinci odaya adımımı attım…

Korku Odası

Bu oda tek penceresi bulunan boş bir odaydı. Az önce içeri giren yaşlı teyzedense en küçük bir iz bulunmuyordu. Şaşırmadım, bu tarz olaylar artık bende şaşırtıcı değildi. Bu odada diğerindeki gibi nasıl geldiğimi de unutmamıştım. Pencereye baktım. Dışarısı karanlıktı, hem de öyle bir karanlık ki içine gireni yutup sindirecek tipte bir karanlık. “ Ne kadar da çabuk gece olmuş ben geldiğimde daha öğlendi. Yoksa değil miydi? Offf neyse” diye düşünüverdim. Artık kendi hafızama da güvenemiyordum. Ben böyle etrafımla oyalanırken ışıklar sönüverdi, ışıkları takiben hislerimde. İçimdeki bu fetret devrini yıkılması normalde beni koruması gereken korku hissimin bana taarruz bayrağını çekmesiyle gerçekleşti.

Bu nasıl bir korkuydu Allah’ım? Sanki tüm korku filmleri, cin peri masalları karargâhlarını bu odada kurmuşlardı. Bildiklerimin hepsi, bilmediklerim de dahil her türlü korku materyali beynime hücum ediyordu. Sadece bununla da kalmadı. Yerler gıcırdamaya başladı bir yerden sonra. Ardından omzumda bir el hissettim. Arkama döndüğümde hiç kimse yoktu. Ardından bir şimşek çaktı. Oluşturduğu ışık bir çocuğun en kötü kâbuslarını duvara kazıyıverdi.

Bir kenara çöktüm ve dizlerimi karnıma kadar çektim. Ama korku yakamı bırakmıyordu. Bir vakit geliyor eli bıçaklı, üzerinden kanlar akan bir katili diğer köşeden bana geliyormuş gibi görüyor, başka bir vakit üzerimden bir hayalet geçtiğine yemin edebiliyordum. Gözlerimi kapatsam sevdiklerimi birer birer kaybettiğimi görüyor, gözlerimi açsam büyük bir örümceği üzerimde yürür buluyordum.

Ellerim kollarım tutmaz haldeydiler. Şelalenin yatağına yapışmış bir ot gibi bunca karmaşanın ortasında titriyor hatta sallanıyor ancak yerimden kıpırdamıyordum. Tekrar tekrar kendimi çimdiklemeye başladım bir umutla. Hiçbir işe yaramıyordu, uyanamıyordum. Ya bunlar bir rüya degilse diye korkuyordum.

Küçüklükten beri korktuğumda yaptıklarımı yapmaya başladım. Önce derin bir euzu besmele çekmeye çalıştım. Çalıştım diyorum çünkü bu sefer ağzımdan ses çıkmıyordu. Kımıldayamıyordum da. Dışarıdan yapamadığım için içimden defalarca felak nas okuyordum. En sonunda kendimi zorlayarak bağırırcasına bir euzu besmele çektim.

Ağzımdan sesin çıkması ile küçücük odada minyatür bir hortum oluştu. Ben de bu hortumun içindeydim ve sürekli sağa, sola savruluyordum. Tutunacak bir yer aradım ama boş bir odada ne bulabilirdim ki? Öyle bir an geldi ki açık olan gözlerimi bir daha açtım. Rüyaymış diye rahatlayıp sevinirken bir el omzuma dokunuverdi. Panikle arkama döndüğümde yaşlı teyzeyi gördüm. Hislerim geri gelmesine seviniyor ama olanların bir rüya olmamasına için için üzülüyordum.

Yaşlı teyzenin bana bir su bardağı uzattığını fark ettim sonra. “İç yavrum” dedi. Ama artık ben bunlara kanarmıydım kim bilir yine ne oyun vardı bu işte. Sinirle bardağa vurdum. Vurmamla bardakla birlikte teyzeye karşı beslediğim hüsn-ü zan da unufak olmuştu. Ayağa kalktım ve teyzeye bir daha bakmadan cebimdeki kâğıdı çıkardım belki yeni yazılar vardır diyerekten. Evet, yanılmamıştım bir cümle daha bana gülümsüyordu:

Ey yolcu evin hanımının sana ikram ettiği suyu iç, yolun daha uzun ihtiyacın olacak.

Devam Edecek…

“Absürt Hisler Konağı II” üzerine 6 düşünce

  1. guzel olmus, sonunu merak ediyorum 🙂 ancak ilk kisma nazaran biraz daha kotu olmus, hatirladiklarini anlatiyor olmasi, yanlis hatirlamiyorsam gibi kullanimlar hikayenin inandiriciligini,duyulan guveni sarsiyor gibi geldi.
    devamini merakla bekliyorum, eline saglik

  2. “Bana tek etkisi bunların bir rüya olmaması korkusunu da eklemişti.”

    Çok düşük bi cümle hiç beğenmedim , yazmadan önce 2-3 kontrolcü arkadaş bulsan ve okutsan , yazın modifikasyonlarla çok daha okunası hale gelebilir , senaryoyu da hafif bi merakla bekliyorum.

  3. güzel ama biraz daha uğraşman lazım bunun üzerine ama şu an bende chp3’ü bekliyorum…
    belki bunların hepsini toplayıp ileride bir kitap çıkarırız bak ben şimdiden menajerlik anlaşmalarına soyundum.
    daha güzel bir absürt hisler konağı bölümü sonrası yorum da buluşmak dileğiyle…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir