Absürt Hisler Konağı

Genelde insanlara evrenin kanunlarına aykırı bir olay anlattığınızda alacağınız en güzel tepki güzel bir hikâye olmuş şeklindedir. Hiç kimse durup da gerçek midir bu diye düşünmez. İşte size anlatacaklarımı da en fazla bir hikâye olarak göreceksiniz. Bir saniye durup düşünmeyeceksiniz. Ama sizi temin ederim ki anlatacaklarım gerçektir ve bendenizin başından geçmiştir. İnsanların inanmayacaklarını bile bile anlatmamın nedeni ise artık bu anımı kendime saklayamayacağımdır. Aksi takdirde bunlar bir kurt olup beynimi kemireceklerdir.

Her şey geçen sene finalden yeni çıkmış bir halde olan benim başımdan geçti. Bavulumu topluyor memlekete gitmek için hazırlanıyordum. Sınav döneminin etkisi ile çin ordusunu barındırmış gibi duran evimi de toparlıyordum. Biraz sonra gelecek telefonun o günümü hayatımın en sarsıcı günü haline getireceğini gaybı yalnız Allah’ın bileceği kaidesince kimsenin bilemeyeceği gibi ben de bilmiyordum. Durun hemen heyecanlanmayın telefon sadece arkadaşımdandı. “ Biraz gezelim, sinemaya falan da gideriz” diyordu. Ben de sınav sonrasının getirdiği rehavetle hemen “Peki, hemen atlayıp geliyorum” deyiverdim.

Normalde arkadaşın yanına hep metro ile giderdim, otobüs ile gitmek adedim değildi. Ama nedense bu sefer otobüsle gitmeyi tercih ettim. Alışkanlıklarım yanında her türlü standart da dağılıyordu sanki. Ben de dahil pek çok genç yaşlı bir amcaya yer vermiyor. Otobüs gitmesi gereken hızdan kat kat hızlı gidiyordu. Yaşlı amca ayakta durmakta zorlanıyor, otobüs şoförü formula yarışçılarına taş çıkarıyordu ve biz gençler her biri diğerinin gözlerine bakarak kıllarımızı bile kıpırdatmıyorduk. Rahatlık bir hastalık gibi tüm vücudumuzu sarmış bizi yerlerimize perçinliyordu. Bunu neden anlatıyorum çünkü otobüsteki davranışımın da o gün yaşadıklarımda bir yapıtaşı olduğunu düşünüyorum.

Standartlar bozuluyor demiştim ya otobüs rotasından yol çalışması nedeni ile sapmıştı. Koskoca büyükşehir diye düşündüğüm Ankara’da köy diyebileceğimiz bir yerden geçiyordu. Araçlar hakkında bir kaide vardır(o gün bozulmayan nadir kaidelerden biri) hep aksi zamanlarda bozulurlar. İşte otobüs de bu köy diyebileceğimiz yerde bozuldu. Her zaman yaptığım gibi otobüste beklemedim bu sefer, etrafa bakmak için köy toprağına bastım.

Etrafta otobüs sakinlerininki dışında ne bir vücut ne de ses vardı. Homurtular sessizliği yırtan tek bıçaktı. Böyle sessiz anlardan nefret ettiğim için kulaklığımı taktım, “play”e bastım. Etrafa bakınmaya devam ettim. Tek katlı, minik ve çirkin evler vardı. Evlerin olduğu yerlerde insan da beklersiniz ama yoklardı. Biraz daha ilerledim. Uzaktan birkaç apartmanın el salladığını ve işte o konağı gördüm. Bu çirkin evlerin arasında muhteşem bir güzellikte parlıyordu otların içindeki çiçek gibi, taşların arasındaki yakut gibi. Uzun süre bakakalmışım konağa ki arkama baktığımda otobüs yoktu.

Otobüsü kaçırmama hiç aldırmadan hala konağa bakıyordum. Dünyayı unutmuştum sanki. Birkaç adım attım daha yakından bakayım diye. Ancak konak bana yetmez sana sırlarımı açmam için daha çok yaklaşman gerek diyordu. Ben emre amade bir köle gibi ellerimi bağlamış konağa doğru ilerliyordum. Konağın kapısının önüne geldiğimde içimdeki merak hala tükenmemişti. Mantığımın aksi yöndeki tavsiyesini de dinlemeyip kapıyı tıklattım.

Kapıyı yaşlı bir teyze açtı. Yaşlı ancak nurlu diyebileceğimiz o yüzlerden birine sahip bir teyze, bakmakla huzur bulacağınız cinsten. Böyle bir insandan asla şüphelenmezsiniz. Şüphelenirseniz zihniniz diğer insanlara karşı sürekli beslediğiniz histen dolayı sizi mahkum eder benden söylemesi. Ben de şüphelenmedim tabii hiçbir şeyden. Teyzenin ben hiçbir laf etmeden beni içeri buyur etmesinden bile.

Teyze beni içeri buyur ettikten sonra benden kapıyı kapatmamı rica etti ve yavaşça ilerlemeye başladı. Ben döndüm ve kapıyı kapattım. Kapı sanki gıcırtıya benzeyen ancak çok daha rahatsız edici bir sesle kapandı. Tekrar döndüğümde teyzeyi sağdan ilk odaya girer buldum. Ben de ayakkabımı çıkarıp ayakkabılığa koymamın ardından iki insanın birlikte geçemeyeceği büyüklükteki holden koşarak odaya girdim. İçeri girmemle ışığın kapanması ve kapının dış kapıdan daha rahatsız edici bir gıcırtı ile kapanması bir oldu.

Oda I – Yalnızlık Odası

Odaya nasıl girdiğimi unutmuştum o an. Hiçbir şey görmüyordum, duymuyordum. Duygularım ve hislerim sönmeye beni terk etmeye başlamıştı. Üstelik uykudan yeni kalkmış bir insanın sersemliği de sarmıştı tüm benliğimi. Tamamen duygusuz olmamın ardından bir his kendini göstermeye karar verdi… Yalnızlık.

Çıldırtıcı yoğunlukta bir yalnızlık hissiydi bu. Hemen kurtulmalıydım bu histen aksi takdirde beni çıldırtması kaçınılmaz gerçek gibi görünüyordu. Arkadaşlarımı düşündüm. Ama sanki benim arkadaşım değil de onlar da kendi başlarına benden uzak, birbirlerinden uzak benlikler gibi geldiler bana. Ailemi düşündüm. Onların bana her zaman en yakın insanlar olduklarını düşünerek. Ne kadar düşünürsem düşüneyim sanki gerçekte olmayan ya da varmış da kaybetmişim gibi geldiler. Yalnızlık acımı katladılar sadece.

Bir an öyle bir an geldi ki sanki yokluklar içinde bir yoklukmuşum gibi hissetmeye başladım. Hayır hissetmiyordum, tüm benliğimle biliyordum bunu. Tek bir açıklaması olabilirdi bunun ölmüştüm ve kabirde yalnızlık çekiyordum.

O an hayatımda ilk defa Allah’a sığındım. Hayır hayır daha önce de Allah’a sığındığım zamanlar olmuştu ama bu seferki başkaydı. Gözlerimden yaşlar akıyor, kalbim Allah korkusu ile doluyordu. Gerçekten Allah’a sığınmak neymiş o an öğrendim. Anladım o an yalnız değilim Allah her zaman kendine sığınan kulunun yanında.

Yalnızlığı yenmiştim. İçimde bir ferahlık duymaya başlamamla ışıkların yanması bir oldu. Her şeyi hatırlamıştım. Hemen odaya baktım, içeride hiçbir şey yoktu. Kapıya döndüğümde ise karşıdaki odaya giren yaşlı teyzeyi gördüm. Bana döndü ve gülümsedi. Ve elimi işaret etti…

Devam Edecek

“Absürt Hisler Konağı” üzerine 6 düşünce

  1. tek kelimeyle “buyuleyici”.
    okurken ne kadar sure gectiginin farkina bile varamadim. muthis betimlemeler var. ayrica karakterimizin hissettikleri de cok iyi yansitilmis. cok basarili buldum. devamini dort gozle bekliyorum.

  2. dostum yazını büyük bir keyifle okudum.devamınıda gerçekten merak eder durumdayım evet burakın bahsettiği güzel betimlemer var ancak düşük cümlelerde az sayıda değil tekrar okuyup onlarıda düzeltirsen daha güzel bi yazı olacak ve eğer devamını yazmak için beklememen gerek yoksa senin için bütün heyecanı kaçar ya yazmazsın yada sıradan bi kaç çizik karalarsın…eğer senin yazın olduğunu bilmedenokumuş olsaydım tekden yazmıştır derdim…. şu güzel cümlenle bitirmek istiyorum:

    ” Homurtular sessizliği yırtan tek bıçaktı”

  3. Abi tebrik ederim, yazıyı yeterince doldurma sorununu gidermissin, önceki gördüğümün yazıların çok üzerinde ve kaliteli bir yazı olmuş. Ama klasik olarak biraz eleştirmem lazım nede olsa huylu huyundan vazgeçmez 🙂 çok fazla ben ve kendim kelimelerini kullanmıssın buda yazıyı okurken, okuyucuların kendini olayların kahramının yerinde hissetmesine mani oluyor bir de yazı dilini biraz resmi ağızla yazmalısın cok fazla eksik cümle var. şimdilik bu kadar derinlemesine daha sonra tekrar incelerim.

    Ama benim gereksiz eleştirelerim senin şevkini kırmasın 🙂 yazılara devam.

  4. hikaye güzel ben de kendimi beğenenler kitlesine dahil edebilirim. hikaye de amak-ı hayalden bir tutam heyecan yaşıyorsunuz.(Amak-ı hayal kitabını okuyanlar daha iyi yaşamıştır herhalde.) şu an için tebrikler güzel olmuş devamını okumaktan zevk alacağım gibi görünüyor.

  5. Bu hikayeyi 2-3 yıl evvel ilk okuyanlardan biriyim sanırım. Hayal gücü oldukça iyi, Yusuf arkadaşın da dediği gibi Âmâk-ı Hayal’i hatra getiriyor. Dilbilgisi hataları ve devrik cümleler çok mühim değil, üzerinden geçildiğinde düzeltilir. Yazarken insanın aklına çok afili cümleler, betimlemeler gelir; kendi başlarına güzel olan bu cümleler yazıda çirkin durabilir, akıcı bir okumayı zorlaştırabilir. Sır, neyi yazacağından çok neyi sileceğini bilmede bence. Buna dikkat edip de ‘yavrularını kurban edebildiğin’ gün ağzımızı açık bırakan ve merakla çıkacak kitaplarını beklediğimiz bir yazarımız olacak inşallah. 😉

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir