ALİ URAL İLE ‘YAZARLIĞIN BASAMAKLARI’

yazar-olmak-icin-ne-yapmali(Ali Ural, geçtiğimiz cuma günü Eyüp’te ‘yazarlığın basamakları’ başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi. elimden geldiğince tuttuğum notları, sizlerle paylaşmaya çalıştım.)

***Önce şu soruyu sormalı yazar: ‘niçin yazıyorum?’ Bu soruya verdiğin cevap yazının ‘öz’ünü oluşturur. İkinci soru: ‘nasıl söyemeliyim?’ dir ki, bunun cevabı da ‘biçim’i belirliyor.

***konuyu nasul bulacağız?

birçok yazar bundan muzdarip. oysaki bir yazar için hayatın her köşesi derinleşebileceği malzemelerle dolu. yeter ki farklı bakmayı becerebilsin. cehov’a nasıl konu bulduğu sorulunca masadaki küllüğü göstermiş ve ‘mesela bundan bir hikaye çıkaracağım’ demiş. aynı şeyi o.henry mönü ile yapmış. demek ki konudan çok onu nasıl işlediğin önemli.

aslında hayattaki herşey, hayatın bütününe dair bir işarettir. insan bir mikrokosmos. insanın kıtalar gezmesine gerek yok. kendi içinde yapacağı bir yolculuk, en uzun ve derin yolculuk olacaktır.

***bir niyete ihtiyaç var. bu niyet ancak samimiyet üzerine inşa edilebilir. samimiyet yoksa, istediğin kadar iyi bir malzeme kullan, yıkılır!(beğenilme arzusu ile samimiyetin nasıl bir arada bulunacağına dair soruya ”yazarken yazdığını unut, okuru unut. ne yazacağını sana kalbin söyleyecek. yazı bir ihtiyaçtan doğmalı,şov amaçlı olmamalı. şunu sor: yazmasan ölür müsün?” )

***klişeden kaçmak. yeni bir şey ortaya koymak elbette zor. ancak en azından herkesin söylediğini söylemekten kaçmak, bu arınmayı başarmak lazım.

***bir yazar yargıç rolü üstlenmemelidir. eğer kahramanlarını yargılamaya kalkarsan, eser didaktik bir yapıya bürünür ve büyüsünü kaybeder. yazara düşen günaha düşen kahramanı yargılamak değil, altta yatan nedeni anlamya çalışmak, derinleştirmek. yazara düşen merhamettir. oscar wilde, ben merhameti hapiste öğrendim demiştir. rus yazarları büyük yapan merhamettir.

***dikkat edilecek bir husus da ‘dönüştürmek’tir. her yazar bir simyacıdır. bakırı altına çeviremez isen iyi bir yazar olamazsın. fotoğraf sadakatiyle tabiata yaklaşmayacaksın.

***”malzemeye müdahale” 20 yıl hapiste yatsan ve hapis hatıralarını yazsan ondan roman çıkmaz. romanı yapan hapishane şartları değil, onların aktarımı.

***roman bazen birikim işidir. 20 yıl bekleyip biriktirmen gerekebilir. mevlana ne diyordu: altın aramıyorum.altın olmaya yetenekli bakır nerede?

***yazar her şeyi açıklama gayretine girmeyecek. sen ansikopedi maddesi yazmıyorsun. her şeyi yazmaya çalışmak çorak bir alan oluşturur; çünkü edebiyat gücünü biraz da meraktan alır. yazara düşen daha fazla susatmak. okudukça susuzluğu artmalı okurun. merakı giderirsen, artık gazozun gazı kaçmıştır.

***var olanla olması gereken hayat arasındaki gerilimden beslenir yazar. tamamen olanı ya da olması gerekeni yazan sanatçı olamaz.

***gözlem rastgele her yere bakmak değil, neyi aradığını bilerek etrafa bakmaktır.

***bir sanatçının orijinal olup olmadığı küçük şeylerden belli olur. sıradan olanı özgün bir şekilde anlatamayan büyük manzarayı da anlatamaz.

***normal bir zeka, iyi bir yazı için yeterlidir.

***özellikle kimseyi taklit etmemeli. ancak etki ile taklidi karıştırmamak gerek. ‘etkiye açık, taklide kapalı olmak’ etkiyi sıçrama tahtası olarak kullanmalısın.

***bilinçsiz olarak çok okuyacağına, bilinçli olarak az oku.

****eski yazarları okumalı, incelemeli, sonra hepsini unutmalı. zati,atolyesinde şiirler ezberletir, nazireler yazdırırdı. o atolyeden Baki çıktı.

çok farklı besinleri tüketip kana çevirmelisin ki o besinler kokmasın. kana çeviremezsen dışkıya döner.

***yazarın besini sadece kitap değildir. müzik, fotoğraf, sinema, seyahat…

***insan en iyi kendisini yazar, bildiğini yazar. asıl kıymetli olan evinde olandır.

***yazmak için çok beklemeyeceksin, otur yaz!!

“ALİ URAL İLE ‘YAZARLIĞIN BASAMAKLARI’” üzerine bir düşünce

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir