Ahmet Olgun tarafından yazılmış tüm yazılar

neden benzettim, bilemedim

şunca yıl sonra ilk kez tus’a çalıştığım geçtiğimiz 5-6 ayda enteresan benzerlikler kurdum kafamda. bekledim, bunu facebook’a yazmayı erteledim. geçen hacettepe taraflarına gittiğimde yıllar sonra ilk kez öztürk fotokopi’ye engin abi’nin yanına uğradım selam vermek için. artık olgunlaşmıştı, yazabilirdim.

1. lise: üniversiteye hazırlık dershaneleri (final-ışık [fem])

2. üniversite: not satan fotokopiciler (arzu-öztürk)

3. doktor: tus hazırlık dershaneleri (tusem-tusdata)

bir şekilde, bu saydığım maddelerin örnekleri kafamda eşleşiyor.

ilk örnekler, ilgili konularda piyasaya ilk çıkanlar diye biliyorum. ikinciler, onları örnek alarak, onlara benzeyip onları gölgede bırakıp öne geçmek iddiasıyla ortaya çıkanlar.

ilk örnekler, muhafazakar fikirleri ile ya da bünyesinde muhafazakar personel çalıştırması gibi yönleriyle ün kazanmamış olanlar. ikinci örnekler ise tam tersi, hep daha dini motifler taşımış olanlar.

ilk örnekler, parayla ilgili konular dahil olmak üzere, kurumsal kurallarını hizmet sattığı insanlar için esnetmekte sorun görmediği düşünülenler. ikinci örnekler tam bir şirket disiplini ile çalışıp, insanların ‘paracı’ gözüyle daha çok baktıkları gibi olanlar.

ilk örnekler, daha çok tecrübeli olduklarıyla reklam yapanlar. ikinci örnekler daha çok, daha çok insanı çekebilecek iş kalitesiyle reklam yapanlar.

*

uzatabilirim. bunları benzetmek düşünmek ne işime yarıyor? doğrusu, biraz canımı sıkıyor. çünkü “türkiyenin son on küsür yılının ‘dindar’ iktidarı ile, ‘bazı’ müslümanlar fazla zenginleşti ve yozlaştı” deniyor hani. kendini “anti kapitalist müslümanım” diye bir tabirle anlatanlar var hani artık. bu örneklerin bana bakan -ya da benim gördüğüm- yüzünde hep “din” olanları, insan odaklı değil maddi kazanç odaklı izlenimi verdiler bana. çevreden duyduklarım bunu destekleyegeldi. kendimizi, duracağımız yerleri, ruh-düşünce dünyalarımızın aydınlığını aramaya devam ederken, bu izlenimlerde haklıysam, gönlüm şerh düşüyor.

 

not: ilgili isimler bana dava filan açmasın lütfen. rahatsız olurlarsa söylesinler, silerim yazıyı canım ne olmuş.

sitoplazmaya giriş

hücre konusuyla başlanan biyoloji ve fen bilgisi derslerinde organel bahsi olurdu elbet. bir endoplazmik retikulum vardı mesela, ribozom sonra.. başladık tıp fakültesine ve endoplazmik retikulum’un granüllü ve düz diye iki çeşidi olduğunu öğrendik. ribozomsa meğer ufacık bir şeymiş, şurda burda çok sayıda varmış hücrede. hayatta her konuda bir şeylerin, olduğundan çok daha farklı ve detaylı olduğunu öğrendik bu fakültede. hazırlığı saymazsak 6 sene okul okuduk. anılar ve dostlar dışında her şey, bir kitabın başlangıç ve bitiş kapakları arasında kalması gibi kaldı mazide.

mezun olduk, herkes kendi yolunda bir yerlere dağıldı ülkeye. whatsapp grubuyla tekrar toparlandık bir grup; sitoplazmadaki unsurlar kadar birbirinden farklı, ama aynı bütünün parçası ve özünde aynı yolun yolcusu olmak niyetindeki dostlar olarak.

şimdi başlatmış olmanın bile bize kazanım olarak kalacağı bir internet sitesindeyiz. birileri gelsin de koca internet deryasında bizim yazdıklarımızı okusun, yazacaklarımızı takip etsin, yazmaz olunca “bunlar artık yazmıyor” deyip bir daha uğramaz olsun değil beklentim. büyük ihtimalle uğramaz olacakların başında buranın kullanıcı adı ve şifresi mevcut insanları, yani bizler geleceğiz.

dediğim gibi, her halükarda kazandık bence.

bizim için karşıladığı anlam adına, sitoplazma ismini öneren ahmet faruk yüksel’e teşekkür ederiz.